Yazar: Şeyma BULUT

İki insanın birbirini sevmesi mucizedir. Sevmek dünyanın en güzel duygusudur, karşılıklı olduğundaysa dünyayı rengârenk, yaşanası bir yere dönüştürür. Ancak her zaman biri daha çok sever diğerinden. Bizim masalımızda o fazla seven, Demir. Sevdiği kırılmasın diye paramparça olan, onun tek damla göz yaşı dökülmesin diye kendini yok eden de oydu. Selin sevmiyor mu? Tabii ki seviyor. Ancak Selin’in sevgisinin Demir’den bir tık aşağıda olduğunu gördüm. Bugüne kadar onlarca söz verdi bu çift birbirlerine, son bölümde gördük ki bu sözlere sadık kalan sadece Demir’miş. Selin, defalarca gitmeyeceğim sözü vermesine rağmen, ilk kırılma noktasında kapıya yönelen kişi oldu. Bu da onu bu hikâyenin az seveni yaptı maalesef.

Sevgi her zaman tek başına yeterli değildir. Eylül meselesinin ortaya çıkmasıyla da anladık ki Selin için de yeterli değilmiş. Bu bölüm kadar ona kızdığım başka bir bölüm oldu mu hatırlamıyorum. Kızdığım, gerçekleri öğrendiğinde verdiği ilk tepkiler değildi. Onlar oldukça olağandı. Olayın şokuyla yaşadığı karmaşaydı. Eğer Demir, gerçekleri sakladığı için kızmış olsaydı anlayabilirdim. Fakat Demir’e “Bu sizin hikayeniz” dediği anda onu anlamamı kimse beklemesin. Karşısındaki adam, affetmem dediği her şeyi affetmiş; sen her köşe başında yalan söylemişsin görmezden gelmiş, değiştirmem dediği tüm kurallarını senin için yıkıp seninle yepyeni bir hayata adım atmış bir adam. Hani unuttuysan biri, benim yerime sana hatırlatıversin bir zahmet.

Demir’den beklentisi neydi? Kendisinin adını bile bilmediği bir zamanda, bir gün karşıma Selin Sever çıkar diye kimseye âşık olmaması mı? Bunun mantıklı tek izahı yok. Tamam, Demir yarım kalmış hikâyesini bitirmek için döndü. Fakat dediği gibi evlerinden içeriye adım attığı anda her şey bitmişti. Selin’le yeni bir hayata başladı ve eskiyi asla düşünmemeye çalıştı. Bu adamın kendisi için yaptığı her şeyi unutup geçmişini delik deşik ederek onunla yaşadıklarının hesabını sorarak acının önüne geçemez. Selin tam anlamıyla karıştı. Adama beni anlamıyorsun deyip sonra da konuşmak istemiyorum laflarını ederken onun kendisini nasıl anlamasını bekliyor ki? Anlaması için anlatması gerek ama aslında anlatacağı bir şey yok. Tek sorunu, Eylül’le bir zamanlar nasıl ilişki yaşar? Selin güçlü bir kadın elbette ama panik yaşadığında o gücünden eser kalmıyormuş, görmüş olduk. Halbuki biraz mantığını çalıştırsa kendilerine yapılan şeyi görebilirdi, göremedi.

Selin, Eylül’ün varlığıyla sorun yaşarken aslında biraz da olsa uyandı diye düşünüyorum. En azından Eylül’ün iyi niyetli olmadığını anladı diye umut etmek istiyorum. Haftalardır beklenen Eylül ve Selin hesaplaşması yaşandı. Hanım kızımız her zamanki gibi gözü açılmamış kedi yavrusu gibi Demir’e söyledim, bilmeseydin keşke deyiverdi. Bazılarına bu iyi niyet göstergesi olarak görünse de bana kalırsa karşındakini aptal yerine koymak dışında bir şey değil. Eylül, Demir’le yaşadıklarını anlatmayabilir, onunla anısı olan yüzüğü vermeyebilir, Selin’den uzak durabilirdi. Bunların hepsi bir tercihti ama yapmadı. Aksine eski nişanlısının yeni sevgilisine olabildiği kadar yaklaştı. Hatta daha da ileri götürerek İstanbul’da kalmak için Burak gibi bir bahane de yarattı kendine. Bu kadının hiç bir adımı iyi niyetli değildi, sadece maskesini mükemmelen takıyor. Bana kalırsa Selin de mantığıyla olmasa da hissiyat olarak bunu gördü. Eylül’e herkesin bedel ödeyeceğini söyledi. İlk bakışta bu kendisi ve Demir gibi görünse de bana kalırsa Eylül’e bir gözdağıydı. Ben Selin kendine geldiği anda – umarım uzun sürmez – Eylül ile bir yüzleşme daha yaşayacağını ve hesap soracağını düşünüyorum. Zira sadece eski sevgili olarak bir etkisi olmayacaktı Selin ve Demir’in ilişkisinde. Yaptıklarıyla atom bombası etkisi yarattı. Demir’in gerçekleri söylemekten korkması da üstüne tuz biber ekti.

Demir uzun süre gerçekleri korkarak söyleyemedi değil aslında. Selin kendisini anlasın, güvensin ve sevgisinden asla şüphe etmesin istedi. Gerçeklerin ortaya çıkmasıyla anlıyorum ki Demir’in bu husustaki gerginliği fazlasıyla yerindeymiş. Ben Demir’i çok iyi anlıyorum aslında. İnsanı en çok yarım kalmak yorar, tüketir. Önce ailesinin evini satın aldı, ardından Eylül’e ulaşıp yarım kalan tüm hesapları kapatarak yeni bir hayata başlamak istedi. Bu dönemde Selin’le yollarının kesişmesiyle yarım kalanların da bir değeri kalmadı. Selin hayatına girer girmez, zaten yeni ve güzel bir başlangıç yaptı. İlk kez sevildiğini, önemsendiğini hissetti. Bu mutluluk için de tüm kurallarını yıkarak yapmam dediği her şeyi yaparak yeni ve farklı bir insana dönüştü. Keşke bu değişimi, Demir’in sevgisini Selin de görseydi. Geçen haftaya kadar görüyor diyebilirdim ama bu hafta gördük ki hiç anlamamış bu kadın; karşısında, hayatında kendine bir yer açsın diye çırpınan adamı. Demir hayatı boyunca ailesi dair kimseye ve hiçbir yere aidiyet hissetmeden yaşamış, yaralı bir göçmen kuştu. İlk kez bir yuvası oldu ve bu yuvada kendini sevenlerle mutlu olacağını hissetti. Ancak Selin aldığı tavırla onun tüm hayallerini yıkacak noktaya getirdi meseleyi. Üzülmesini anlayabilirim ama bir insanı geçmişiyle yargılamayı anlayamam kimse kusura bakmasın.

Demir’e en başta kızdığımız konu Selin’i anlamaması ve ona kâbusunu yaşatmasıydı. Evet, Demir hatalar yaptı ancak bilmiyordu. Selin’in iç dünyasını, korkularını bilmiyordu. Peki, ya Selin? İşte orada beni delirten noktaya geldik. Beni anla dediği adamı bir gram anlamamış. Eğer anlasaydı o adamın nasıl çırpındığını, o büyük dünyasında kendine küçücük bir yer açmak için verdiği savaşı görürdü. Selin, Demir için her şey. Aile, yuva, aşk, sonsuzluk… Selin’inse hayatındaki sıralamada sadece bir derecesi var. Yazının başında da dediğim gibi bu hikâyenin çok seveni Demir. Selin onun her şeyiyken, keşke o da ‘seviyorum’ dediği insanı biraz olsun anlasaydı. Anlayamadı, anlamadı.

Final sahnesine geldiğimizdeyse abartısız diyorum Selin’e bu kadar sinirlendiğim başka bir bölüm olmamıştı. Az önce dedik ya Demir, Selin’e bir şeyler yaşatırken bilmiyordu diye. Bu sefer Selin biliyordu. Hem de adı gibi biliyordu. Demir’in onsuz o evde nefes alamadığını, bir gün bile ayrı kalamadığını, habersiz evden gittiğinde bile acı çektiğini. Her şeyin ötesinde o evden annesinin nasıl çekip gittiğini ve Demir’in ruhunu nasıl paramparça ettiğini biliyordu. Sakızla konuşurken size hiç kıyamıyor ama bana nasıl kıyıyor derken içimden “Selin, şuursuz musun?” demekten kendimi alamadım. Hanımefendi eve geldi, eşyalarını topladı ve evi terk etti. Hani kızdık ya bilmeden de olsa kıza kâbus yaşattı diye. Eee bu ne? Selin Hanım aynısını üstelik de bilerek yaptı.  Demir’in acılarını bilerek yıllar sonra aynı acıyı yaşatmak sevgi falan değil bencillik gibi geliyor bana. Selin seviyor, anlıyorum ama Demir kadar sevmiyor artık buna eminim.

İnsan sevdiğine kıyamaz. Orta yolu bulmaya çalışır. Oturup konuşur. Çocuk gibi kendini sahillere atıp başkalarına anlatırken kıyamam, onu seviyorum derken sevdiğinin ruhunu parçalamak da nedir? Selin’i bir süre gözüm görmesin benim, o kadar hayal kırıklığına uğrattı ki beni. Tüm bölümü Demir’i sarıp sarmalama isteğiyle izledim. Kafasının karışmasını, bağırmasını, çağırmasını anlarım ancak adamla oturup adam gibi konuşmadan sorunları çözme değil geçmişin hesabını sorma noktasına çekerse anlamam ben o insanı. Kimse de anlamamı beklemesin.

Peter ve Wendy’nin masalı şimdi çok büyük bir darbe aldı. Bu masala inancımı korumakla birlikte üzgünüm ama Selin’i bir süre affedemem sanırım. Zaten parçalanmış bir insanın üzerinde tepindi resmen. Keşke bağır, çağır kavga edip gün sonunda derdini anlatsaydı. Demir en ağır durumda bile o evden gitmedi, Selin’den de öyle bir güç beklerdim,gösteremedi. Umarım hatasından en yakın zamanda döner, yoksa bir anne korumacılığıyla oğlumun yanında olacağım.

Her Yerde Sen bizi bu hafta da güzel bir bölümle karşıladı demek isterdim ama üzgünüm bu sezon izlediğim en kötü bölümü izledim. Haftalardır bize anlatılan Selin’e ne yaptınız deyip durdum bölüm boyunca. İlk 18 bölümde izlediğim Selin, sevdiği insanlar için her şeyi yapan bir kızdı. Bu haftaysa çocukça kapris yaparak sevdiğini yakan bir kadın gördüm. Ben hu hafta gördüğüm kızın zerresini tanımıyorum. Eylül meselesinin ortaya çıkmasını bekledim uzunca bir süredir. Bunu mu bekledim ben demekten de alıkoyamadım kendimi. Tabi ki ne yazılacağını söylemek haddimiz değil fakat bir sahne de olsa Selin ve Demir’in her şeyi masaya yatırıp konuştuğunu izlemek isterdim, kısmet değilmiş. Umarım en yakın zamanda bize uzun süre anlatılan o kızı tekrar görebiliriz, tüm kalbimle diliyorum bunu.

Yazan, yöneten, oynayan ve kamera arkasında büyük emekler veren tüm ekibin yüreğine sağlık.

Yazıma Can Yücel’in bu unutulmaz dizeleriyle son veriyorum, haftaya görüşmek üzere.

 

“O olmazsa yaşayamam.” demeyeceksin.

Çok sevmeyeceksin mesela.

O daha az severse kırılırsın.

Ve zaten genellikle o daha az sever seni, senin onu sevdiğinden.

Benzer Yazılar

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

8 Comments

  1. Anonim 30/10/2019

    Sız nıye boyle yazdınız yazan sız degılmısınız ınAnın son bolumu ızlerken pısıkolojim bozuldu dızıyı ızlemeye korkuyorum selın demır cok sevıyor kıskançlıktan yapıyor hastalıklı bır durum bu

    1. ❄️ŞEYMA ❄️ 30/10/2019

      Biraz abarttı Selin maalesef... Okuyan gözlerinize sağlık, teşekkür ederim yorumunuz için 🙏

  2. Aylin 31/10/2019

    👏👏👏👏👏👏 yeni bölümler 1 ,sizin yazılarınız 2 .4 gözle takip ediyorum... ben Selin'i anlıyorum aslında karşısında hayran hayran baktığı Eylül'ün Demir'in bir zamanlar ki yarasi oldugunu gordu ve hic alakasi olmayan ondan onceki olan bu yara yıllar sonra onunda canini bu denli yakti çok seviyor cunku. ve bunun arkasından Eylül'ün çıkmasi kıskançlıkta yaratti Selin'de her nekadar üzerinde durulmasa da.ustelik hikayesini dinlediği bir aşk hikayesinin kahramanının Demir olduğunu duymak sevdigi adamı başka bir başrolde dinlemekte canını yakti. Burda Selin gozlemleyecekti ve Demir'in bu büyük çabasını görecekti.Demir ona Eylül çıktı geldi aklım karıştı kalbim darmaduman ara verelim demedi ki tam tersine hep bi ispat peşine düştü 'selin ben en çok seni sevdim' diye. Selinin tek hatası bu kendini yenik hissetti aralarındaki aşkın , Eylül'den dinlediği aşktan daha büyük olduğunu farkedemeden kaprisler yaptı ve hem kendini hem de Demiri yaraladı en cok. Ama geçecek biliyorum..

    1. ❄️ŞEYMA ❄️ 31/10/2019

      Bu ayrıntılı ve güzel yorum için teşekkür ederim🤗🥰 Elbette toplayacaklar ama ne kadar sürer, nasıl toplarlar işte onu bekleyip göreceğiz 🙏 Okuyan gözlerinize sağlık, teşekkür ederim güzel yorumunuz için 🙏

  3. Saly 31/10/2019

    Ellerinize sağlık Şeyma Hanım, Eylül ve Burak zehirlenmesi yaşadığım ve Selin hakkında yapılan yorumlara üzüldüğüm için bölümü beğenmedim. Dizinin başından beri kız tarafı olduğum için taraflı bakıyor olabilirim. Duygusuzca düşünüyor da olabilirim. Eylül ve Demir geçmişte mutlu mesut yaşamışlar evliliğe adım atmışlar taa ki Eylül hanım sıkılıp gidene kadar. Buraya kadar Selin’in bunlara kızmaya hakkı yok diyoruz, çoğunluk hemfikiriz. Selin’in kendiyle alakası olmayan acıları kapatmasının istenmesi izleyicinin Selin’e yaptığı haksızlık olarak bakıyorum. Eylül sefasını sürsün cefasını Selin çeksin. Yaşadıklarıyla yaralarına merhem olsunlar ama başkalarının açtıkları yaralara yara bandı değil. Benden önce yaşanmış hayal kırıklıklarını gidermek için çabalamak istemezdim. Bu beni çok üzer ve yıpratırdı. Selin kaldığında Demir’e karşı koyamıyor, gördük. Adamı öpüp durdu ama kalbi kırık. Kalması sağlıklı değil, yaşadıkları bu olayı onarmadan devam etmek gibi olacak. Sadece Demir’in yarası ve travması yok Selin’de yaralı. Ve yan yana olmak Selin’e iyi gelmedi. Sürekli kafasında kuruyor Demir’den cevaplar bekliyor bu sefer. Selin ilişki başladığından beri Demir’e tam güvenemedi gideceğinden korkuyor bu yüzden kendini tam anlamıyla da ilişkiye bırakamadığını düşünüyorum. Demir’den kaçışlarını buna yoruyorum. ‘’Zaten ellerimden uçup gidecekmiş gibi duruyorsun. Ben her gece kabus görüyorum.’’ demişti Demir’e sevgili olduktan sonra. Sadece Demir’e yaralı çocuk muamelesi yapıp Selin’in yaralarını, endişelerini yok sayamayız. Selin’den öncekiler tüm acıları Demir’e yaşattı diye Selin’den kusursuz olmasını bekleyemem. Hayatının her anını planlayan Demir eski nişanlısı için yatırım yapmış. Eylül’ün hayatına tekrar girmek istemiş, ister yüzüne tükürmek için olsun isterse yeniden başlamak için. Sonuçta bu olayı aşamamış. Selin tüm bu planları bozdu. Bence kafasında kurmalarının temel nedeni araya girdiğini düşünmesi bu hikayenin esas kızı olmadığını sanıyor. Kızamıyorum da, planlı programlı Demir’in hesap edemediği kişi olduğunu biliyor Selin. Selin yaşadığı mutlulukların uzun sürmeyeceğini düşünen biri. Yaşadığı kayıpların nedeni olduğu söylenerek büyümüş. Kendini mutluluğa kaptıramıyor, dışarıdan ne kadar neşeli görünürse görünsün. Selin fedakarlık yapsın isteniyor. Daha öncede yazmıştım ilk bölümden beri Demir’in küçüklüğünü izlememiz en kolay onunla empati yapılmasını sağlıyor. Selin’in acıları anlatıldı üzerinde durulmadı. Demir’in hep izliyoruz. O küçük çocuğun yaşadıklarını biliyoruz. İlişkileri için tüm adımları atan Selin kırgın, tepkileri de büyük olsun. Hem belki bu sefer açılan yaralar diğer yaraların o kadar da önemli olmadığını anlatır onlara. Olaylara Selin’i anlamaya çalışarak bakıyorum ama tabiki bu Demir’i suçladığım anlamına gelmiyor. Selin daha önce ‘bu aşk yasağınında bir yarası var değil mi?’ demişti. Aralarında ilk problem aşk yasağı kuralından ve beraberinde getirdiği karmaşadan oldu. Ve Selin aşk yasağının Eylül yüzünden konulduğunu, şirket hisselerinin Eylül için alındığını, Eylül’ün bırakıp gittiği nişanlısı için duyduğu pişmanlığı biliyor. (Eylül’e inanmıyor ve en başından beri sinsice planını uyguladığını düşünüyorum.) Şu ana kadar yaşadıkları birçok şey Eylül yüzünden olmuş. Öfkesini Demir’in kendinden önceki yaşadığı ilişkiye duyduğu kıskançlıkmış gibi gösteriyor ama gösterilenden daha farklı bir alt metin olduğunu düşünüyorum. Belki beraber yaşayacaklarını umduğu ama artık yaşayamayacaklarını düşündüğü şeylere karşı duyduğu kıskançlıktır ya da başka bir şey. En yakın zamanda Eylül'ün gerçek yüzünü gösterirler umarım. Eylül Demir'e, Selin'e bizden bahsetme dedi zamanını kazanıp Selin'in kafasını karıştırmayı da becerdi. Hatta Vedat'ın bile kafasını karıştırdı ki onu tanıyan Vedat bile Eylül'ün pişmanlığına inandı. Ayrıldıktan sonra ilk bir sene gayet güzel yaşadığını açıkça söylediğini duyduğu halde. Şu an için Demir dışında Eylül'ün yaptıklarını gören yok. Herkesi ağına düşürmüş durumda.

    1. ❄️ŞEYMA ❄️ 01/11/2019

      Bu ayrıntılı analiziniz için çok teşekkür ederim, okuyan gözlerinize sağlık 🙏 🥰 Yersiz iyi niyet aptallıktır diyorum ben Eylül durumuna 🤗🤗

  4. O.D. 31/10/2019

    Sevgili okurlar Selin hakkinda yazilanlara katilmiyorum. Biz kadinlar, birde erkek anneleri çoğu kez erkek tarafini "tutarak" erkek üzüldü, erkekler zaten duygularini gösteremezler kafasiyla burada Selin in empati kurmasini daha da çok tolerans göstermesini bekleriz. Selin yeterli seven değilmiş. Selinin abarttiğini yaziyorsunuz. Neden? Demir bu zamana kadar Seline neler yapmadi ki. Kizi perişan etti ama onca şeye rağmen Demire hep sevgi dolu, anlayişli davrandi. Sevdiği işini, ödemesi gereken kredisini hiç düşünmeden aşki uğruna birakmak istedi. Gerçekleri saklamak da bir nevi yalandir. Demir kendi hayatina kesinlikle karişilmasini istemedi ama sürekli Selinin hayatina müdahele etti. Bunu yalniz aşk olarak görmeyin lütfen buda bir nevi kontroldür. Alara her firsat ta Selini aşağiladi. Bunu yaparken hiç de saklamadi. Demir birşey yaptimi hayir. Sonradan Alara nin hastalikli gidişatini görünce tepki verdi. Selin çok saf bir genç kiz ve daha henüz Alara traumasini atlatamadan, tam herşey yoluna girdi derken eski nişanli geldi. Duygularimiz tek yönlü değildir. Git gel li olsun ki gerçek olsun. Ağlamak, sarilmak, döküp, kirmak da aşkin bir parçasidir. Sevgiyle kalin Bir erkek annesi

    1. ❄️ŞEYMA ❄️ 01/11/2019

      Şimdi öncelikle okuyan gözlerinize sağlık, teşekkür ederim 🙏 Katılmayabilir, bir erkek annesi olarak Selin'i anlamış olabilirsiniz. Yazıda da altını çizerek söylediğim gibi eğer kızma, bağırma, çağırma noktasında ve hatta aynı evde küsme noktasında olsaydı haklı derdim. Ben bölüm boyunca kapris yapan, Demirin yarasını bile bile o yaraya basan ve en sonunda en derin kabusunu gözünü kırpmadan ona yaşatan bir kadın gördüm. Kusura bakmayın ama bunun erkek ya da kadınlıkla alakası yok. Demirin başında yaşattığı şeylerde Selini tanımıyor, acılarını, korkularını bilmiyordu. Selin ise biliyor yazıda dediğim gibi. Ancak farklılıklarımız zenginliğimizdir, teşekkürler yine de yorumunuz için 🙏