Yazar: Şehriban Simay DEMİR

Zeynep ile Mehdi’yi izlerken hep düşündüm aile olmak nedir diye. Nermin ve Ekrem’de olduğu gibi bir çocuk yüzünden birbirine bağlı kalıp yaşamak mı, eşinden başkasını bilmediğin, tanımadığın için aynı çatı altında şiddet de görsen hakarete de uğrasan yaşamaya devam etmek mi, ya da gerginlik, sorun yaşasan da gidecek hiçbir yerin olmadığı için aynı yerde aynı masada yemek yemeye mecbur olmak mı? Çatısının altında yaşadığın ev, aile olmaya yeter mi yahut sadece doğurduğunuz çocuk sizi anne baba yapar mı? Belki hepsi, belki hiçbiri ama tüm bu insanlar bir şekilde aile demişler kendilerine bu zamana kadar ve Zeynep bu üç farklı ailenin hiçbirinin tam manasıyla bir parçası olamamış, içlerine girememiş, kendisine yuva bulamamış bir yetişkin. İşte tam da bu yüzden Mehdi ve Kibrit’e sarıldı, aidiyet hissedebileceği bir yuvası olsun artık, düşüncesiyle.İlk kez kendi ailesini seçti Zeynep. Benal ile konuşurken  “Hani derler ya insan ailesini seçemez diye ama ne ilginçtir ki bu kez ailemi ben seçtim.” cümlesinde itiraf ettiği gibi… Zeynep’in bu zamana kadar iki ailesi vardı, ikisi de onun seçimi değildi. Üstelik onlar onun hayatını sürekli zora sokmakla kalmadılar; seçimine, kararlarına saygı duymadıkları gibi bir de kendi doğrularını dayattılar. Ama şimdi kendisine seçtiği çekirdek ailede, ona ve kararlarına saygı duyacağına inandığı çok güvendiği Mehdi ve sevdiği Kibrit var. Bunu düşünmek, planlamak ve en sonunda kendinden emin bir biçimde karar vermek işte bunlar Zeynep’i çok rahatlattı. Evet, asıl plan Kibrit’e anne olmak, ona bir yuva vermek ama o  bu çocukta kendi çocukluğunu, acılarını, çifter çifter anne babası olsa da kimsesizliğini, bir yanı eksik büyüyüşünü görüyor anladığımız kadarıyla. “Geride bırakılan çocuk” olması canını acıtıyor ve şu da var ki Zeynep Kibrit’e bir aile istediği kadar kendisine de istiyor ve onun sayesinde bu gerçekleşebilir, diye düşünüyor.

Zeynep hayatımıza girdiğinden beri onu ilk kez bu kadar mutlu gördüm. Evet bu kızcağız için fedakârlık yaptı, kendi kuracağı hayattan vazgeçti ama seçimi doğrultusunda, mutlu olabileceğine inandığı bir yuvaya kavuşacağı, bu bataklık içinde bir dala tutunacağı için bunu fedakârlık olarak görmüyor, bu yüzden o kadar mutlu bence. Bölümü izlerken bu kadar seçeneği varken niye Mehdi’yi seçti, diye de düşünmeden edemedim. Cevabı basitti. Zeynep onun farklı olduğunu düşünüyor; onu koruyacak, kollayacak,ona sahip çıkacak biri olarak görüyor Mehdi’yi. İlk defa birine tam anlamıyla güveniyor, onu olduğu gibi benimseyen, duygularını paylaşabileceği biri o, Zeynep’e göre ve bu güven duygusu onun için her şeyin üzerinde. Bu konuda birçok sorun yaşasa da gördük ki bu duyguya sırtını dayadığında dimdik ayakta durabiliyor o.

Daha önce Mehdi, muhtemelen kendi içindeki ikilemlerden ötürü Zeynep’in onunla kalacağına güvenmiyor demiştik. Bu hafta gördük ki o da ilk defa Zeynep’e güvenmenin keyfini, rahatlığını hatta romantizmini yaşadı. Mehdi ona olan inancını dillendirirken samimiydi çünkü güven duygusu başladıktan sonra o melankolik ruh halinden çıktığını, mutlu ve pozitif birine dönüşebildiğini gözlemledik, Zeynep’le  birlikteyken. Hayata olan inancı artıyor ve bu özgüveninin de yükselmesine yardımcı oluyor. Daha önce sana asla dokunmayacağım dediği yerde Zeynep’in elini tereddüt etmeden tutabiliyor mesela. Bütün bunlar olumlu değişimler olsa da birçok cephede birden savaş veriyor Mehdi ve Zeynep’in varlığının onu baskıladığını, kendisini frenlediğini yadsıyamayız. Aslında bu baskılama Mehdi yapısındaki bir adam için çok zordur mutlaka bir yerde patlar. Nerde, kime bilemeyiz fakat Zeynep bundan zarar görebilir. Mehdi; Kibrit, Ekrem ve Benal’le ilgili meselelerle uğraşıp karar vermeye çalışırken sıkışacak, zorlanacak bu aşikâr. Bu esnada da Zeynep maalesef durmayacak. Yaşanan olaylar karşısında o da kendi çözümlerini üretip bunları uygulamaya çalışacak, bu da Mehdi’yi daha zor durumda bırakacak kanaatindeyim.

Bu bölüm daha iyi anladık ki Zeynep’in  aileleri yalnızca onun hayatını değil Mehdi’nin hayatını da mahvetmeye başladılar. Öz babası yüzünden Kibrit’i kaybedebilirler ve Ekrem henüz Zeynep bilmese de olup bitenlerin baş sorumlusu. Anneler de en ufak faydaları olmadığı gibi habire zararı büyütüyorlar. Bayram çok zayıf bir adam, belki de hayatında ilk kez iyi bir baba olmak, değişmek istedi  ama şu da bir gerçek ki insan, geçmişini silemiyor, hele de yaptığı hataları hayat ona asla unutturmuyor. O değişmek istedi istemesine ama karşılaştığı ilk engelde pes etti, yine işin kolayına kaçıp içmeyi tercih ederek her şeyin berbat olmasına yol açtı, ne yazık ki. Sakine derseniz sürekli Nermin’e laf taşıyarak ortalığı karıştırıyor, sorumluluk almak nedir bilmiyor, kızına destek olacağına köstek oluyor. Ekrem anladığımız kadarıyla Nermin’le parası için birlikte ve Zeynep’in Nermin’in gözünü açacağından korkuyor. Karısı Zeynep’e bağlı olduğu, onu sevdiği sürece tüm parası asla kendisine kalamaz bunu biliyor. Zeynep’e karşı olan sert tavrı da hep bu yüzden. Diğer yandan Nermin kızını çok sevmesine, zamanında aynı şeyi kendisi yapmasına yani Zeynep’e evini ve yüreğini açmasına rağmen şimdi benzer bir duruma karşı çıkarak ona bir kez daha kapının yolunu göstermeyi tercih etti. Her dört ebeveynin de onu utandırmaktan başka bir şey yapmadıkları ortadayken tüm bu olup bitenlerle Zeynep’in yavaş yavaş Mehdi’ ye manen borçlanmaya başlayacağını hissetmek zor değil. Ailelerin verdiği zararı, her ne kadar Mehdi tolere etse de Zeynep’in kendini borçlu saymaya başlaması, onların yaptıklarından utanması bir sorun olarak ortaya çıkabilir. Zeynep şimdiye kadar Mehdi’ye içinden geldiği gibi davranıyordu, rahattı çünkü eşit olduklarını düşünüyordu. Ne yazık ki bu eşitlik Mehdi lehine bozulma riski altında, bu Zeynep’i Mehdi için daha fazla fedakârlık yapmaya itebilir.

Zeynep suçluluk ve utanç duygularıyla başa çıkmak zorunda kalacak belki ama Mehdi’nin de durumu kolay değil çünkü sakladıkları var: Benal ile olan geçmişi, Ekrem gerçeğini bildiği halde gizlemesi… Eğer bunlardan biri ortaya çıkarsa  Zeynep’in Mehdi’yle tekrar güven sorunu yaşamaya başlaması sürpriz olmaz. Özellikle Benal konusu, iki tarafı keskin bıçak. Benal Mehdi’ye âşık bir kadın. Hamileliği de Zeynep’ten öncesine dayanıyor. Özünde iyi biri o, asla kötü niyetli değil. Her ne kadar adı konmamış olsa da Mehdi ile yaşadığı birlikteliğin ardından bir çocuğu olacağını Mehdi’ye söylemek istemesi  en doğal hakkı. Eğer Müjgan; Mehdi ve Zeynep arasında sorun olduğunu söylemeseydi âşık olduğu adama bebek konusunu açmaya niyetlenmezdi bile. Zaten fark ettik ki öğrenir öğrenmez geri adım attı, Müjgan’a bile hiçbir şey söylemedi. Fırsatçı değil asla. “Bebek boşanmalarına vesile olur, Mehdi benimle evlenir.” fikrini aklından bile geçirmedi. Üstelik doğurmaya da sonuna kadar hakkı var, biliyoruz ki zamanında bir çocuğu olsun çok istemiş. Benal, bunların hepsinin bilincinde olmasına rağmen aldırmak istedi bu bebeği , sonuna kadar ve ortalığı karıştırmaya da niyetlenmedi. Yaşadığı kolay değil; sevmiş, sevilmemiş ve şimdi âşık olduğu adamın çocuğunu taşıyor. Her şeyden önce kadının kendi hayatı altüst oldu. Babasız bir çocuk büyütmek ya da belki bir daha asla çocuk sahibi olamayacağını bile bile o çocuğu aldırmak kararları arasında gidip geliyor. Arada Zeynep olmasa da Mehdi’nin sırf çocuğu için onunla olma ihtimali Benal için çok ağır. Mehdi, Zeynep’ten çok önce onunla bir hayat kurmak istemediğini olabildiğince açık vurgulamış ona. Onu sevmeyen ve  istemeyen bir adamın sırf ortak bir çocuk var diye kendisiyle kalmasını onurlu bir kadının hazmetmesi çok güç. Görünen o ki Benal de bunun farkında ve Zeynep’e çocuğun babası evli dese de Mehdi’nin ismini yine de verecek gibi görünmüyor.

Zeynep ve Mehdi, bir yığın sorunun ortasında, bir aile olup işleri yoluna koymayı planladılar ancak bu plan nasıl işleyecek, asıl mesele bu. Yaparız, üstesinden geliriz diye düşünüyorlar ama konuşulmamış, yaşanmamış öyle çok şey var ki… İkisi de kendisinden veren, “ben”i önemsemeyen insanlar. Her şey yolunda gitseydi bile nasıl yürürdü bu aile olma hâli; tartışılır çünkü “ben” olmadan “biz” olmaz, aile olmanın odak noktasıdır bu. İkisinin de gözden kaçırdığı en önemli husus bu, hatayı tam da burada yapıyorlar. Bakalım bata çıka yürüdükleri bu yolda benliklerini bulup bir aile olmayı başarabilecekler mi hep beraber izleyip göreceğiz.

Haftaya görüşmek üzere…

 

Benzer Yazılar

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.