YAZAR: Şeyma BULUT

Sen Çal Kapımı, renkli ve hareketli başlayan yolculuğuna bu hafta da ritmini artırarak kaldığı yerden devam etti. Geçen hafta Eda’nın bir anlık sinirle Serkan’ın dudaklarına yapıştığı sahnede veda etmiştik diziye. Açıkçası iki karakter açısından da bu sonucu düşünülmeyen hareketin bedelleri olacağı aşikârdı. Serkan gibi insanlara keskin ve ciddi bir profil çizen bir adam için de çevresindeki çiçeklerin bile ondan nefret ettiğini bilen Eda için de bir neticesi olacaktı. Bana kalırsa bu durumdan en çok etkilenen kişi de Eda oldu. Serkan çevresine hesap vermeyen bir adam olduğu için sonrasında ne olacağını en çok düşündüğüm karakter Eda’ydı.

Geçtiğimiz hafta Eda’nın fevriliğinden ve hareketlerinin sonucunu düşünmemesinden dem vurmuştum. Bir anlık öfkeyle yaptığı bir şey onu oldukça zor bir duruma soktu. En başında “Asla kabul etmem!” dediği bir oyuna dahil olması yetmiyormuş gibi, üstüne üstlük bir de tüm çevresine yalan söylemek zorunda kaldı. Bu yalanı ne kadar sürdürebilir benim için merak konusu. Aslına bakacak olursanız ikisinin de tüm çevrelerine oynadıkları bu oyunla çizilen yol, Eda açısından da Serkan açısından da aynı yere çıkmayacak. Çünkü Eda ve Serkan’ın kendileri dışındaki dünya ile olan ilişkileri çok farklı. Serkan ailesi dahil çevresindeki her insanla arasına görülebilir duvarlar örerken Eda’nın “Onlardan bir şey gizlemedim.” dediği, ailesi yerine koyduğu insanlar var hayatında. Bu da Eda’yı, Serkan’dan daha zor bir duruma sokuyor.

Serkan yalnız bir adam. Fakat bu bir kader değil, seçim. Sebebini şimdilik bilmesem de Serkan Bolat kendine tek kişilik bir hayat kurmuş. Bu hayatı da kurallar çerçevesinde yaşıyor ve kesinlikle son dakika gelişmelerine, sürprizlere yer vermiyor yaşamında. Şimdi, bu şekilde düzenli yaşayan bir insan, bunu neden bozar? Neden, Selin sevgilisinden ayrılsın diye kendini böylesine bir oyunun içine dahil eder? Açıkçası ben hâlâ geçtiğimiz hafta söylediğimde ısrarcıyım. Serkan’ın kişisel hırsı, hatalı olduğunun söylenmesi onu böyle bir çıkmaza sürükledi. Ben asla Selin’e âşık olduğunu düşünmüyorum. Daha doğrusu bu adamın hayatında böylesine kural tanımayan bir duyguya yer olduğuna inanmıyorum. Aşk bir dengesizlik hâlidir bence. İnsanı dağıtır. Serkan gibi saat düzeniyle yaşayan bir adama da doğal olarak oldukça uzak bir duygu. Bu adamın âşık olması için şöyle sağlam bir dağılması gerektiğini düşünüyorum. O sıkı sıkıya tutunduğu kaidelerinin alaşağı olması lazım. Gördüğüm kadarıyla Selin bunu yapabilecek biri değil. Fakat Eda Yıldız, tam olarak böyle bir kadın. Çevresindekilerin aksine Serkan’a kafa tutabilen, sorular soran ve cevaplarını alana kadar susmayan biri o. Hâl böyle olunca da Serkan bazı kurallarından fedakârlık yapmak zorunda kaldı. Eda’ya cevaplar veriyor, istediklerini yerine getiriyor ve bir noktadan sonra asla ama asla tartışamıyor. Diyelim ki münakaşa etti, kazanan hep belli… Bunun da Serkan gibi bir adamı şaşırttığını söylemek yanlış olmaz sanırım. Karşısındaki kadın kendisinde olan hiçbir şeye sahip değil ama yine de ona karşı başını asla eğmedi. Ehh, bu durum yüceler yücesi Serkan Bolat için bayağı şaşırtıcı olsa gerek.

Eda, Serkan’ın sahip olamadığı – Serkan farkında olmasa da -birçok şeye sahip aslında. Onu asla yalnız bırakmayan dostları, mutluluğu için karşısındaki tehdit etmekten geri durmayan bir halası var. Ne yazık ki Serkan’ın hayatında böyle insanlar yok. En basiti bu nişan mevzusunda Eda’nın halasının verdiği tepkiyle Serkan’ın annesinin; aile ağacı, statü ve zenginliği düşünerek verdiği tepki bile farkı apaçık bir şekilde gözler önüne serdi.

Aydan Hanım’ın hayatındaki önceliklerini bu basit olayla görmüş olduk. Oğlunun mutluluğu, huzuru gibi konular ilgi alanında  değil gibi duruyor. Ayrıca daha ilk tanıştıklarında Eda’ya olan tavrı kendisini insanlardan üstün gören biri portresi çizdi. İşin kötü yanı oğlunu da böyle yetiştirmiş. Serkan da kendini insanlardan üstün gören, babası dahil hayatındaki herkesin vizyonsuz olduğunu düşünüp kendini aşırı beğenen bir adam. Sahip olduklarıyla kendini böylesine yüksek gördüğü için de aslında mahrum kaldıklarını fark edemiyor. Bu hikâyede maddi açıdan zengin olan Serkan olabilir ama bana soracak olursanız sahip olduklarıyla asıl zengin olan Eda.

Serkan, Eda’yı “orijinal” olarak tanımladı. Odasına gördüğü renkli dünyası, canlılığı ve karşısında hiçbir şekilde geri adım atmaması onu şimdiden etkilemiş gibi duruyor. Zira karşısında kamyon arkası yazılarını seven, çiçeklerle bezeli, ufacık dünyasında musmutlu yaşayan kıpır kıpır bir genç kız var. Aslında bu deli kız, o kadar da türünün tek örneği olmasa da bu adamın hayatında emsali bir başka insan olmadığı için onu böyle görmesi gayet anlaşılabilir bir durum.

Eda Yıldız; halasının Serkan’a deyişiyle kendi hâlinde, edebiyle yaşayan biri. İnsanlara saygılı, gururlu, ayakları üzerinde durmaya çalışan genç bir kadın. Peki, tek başına mı bu hâle geldi Eda? Hayır. Nasıl, Serkan’ın boyundan büyük egosu, lüks takıntısı onu yetiştirenden geliyorsa Eda’nın da mimarı halası Ayfer’den başkası değil.

Ayfer uzun süredir ekranlarda görmediğim bir karakter. Öncelikle “koruma ve sevgi” adı altında bir başkasının hayatına haddini aşarak müdahale eden bir yapısı yok. Bu kendi yetiştirdiği biri bile olsa yapmıyor. Eda’nın kendi kararlarını alması ve hatta gerekiyorsa da bedelini ödemesi taraftarı. Elbette ki her ebeveyn gibi yeğenini korumak istiyor ancak bunu oyunlarla, yalanlarla ya da acındırma politikasıyla yapmadı. Ayfer, Serkan’la olan konuşmasında benim büyük saygımı kazandı. Eda’nın çocukluğundan beri sıkıntıları olduğunu söylese de Serkan’a karşı bunu  kullanmadı. Bu sıkıntıları anlatma kararının Eda’ya ait olduğunu söyledi ve asla haddini aşmadı. Yeğeni zarar görürse gerekeni yapacağının altını kesin olarak çizse de Serkan için o perdeyi aralamadı bile. İşte bu, insanın insana saygısıdır.

Ayfer, Eda’yı öyle bir yetiştirmiş ki onda fark ettiğimiz özellikleri yeğeninde de görüyoruz . O, nasıl yeğenini acındırarak Serkan’ı etkilemeye çalışmadıysa Eda da gururundan bir an olsun ödün vermedi. Serkan’ın şirketindeki bir aksaklık onun tüm hayatına mal olsa da Eda, oyun meselesi ortada yokken bile yardım tekliflerini tek kalemde reddetmişti. Buradan da Eda ile ilgili şöyle bir sonuca varıyorum: Hayallerini, umutlarını asla başkalarının eliyle kurmuyor. Bir ideali var ancak o hedefe giden yolda arkadaşlarından da Serkan’dan da asla yardım kabul etmedi. Öyle ki sözleşmede iki tarafın da çıkarları tastamam sağlanmasına rağmen, alacağı maddi yardım karşılığında şirkette çalışmaya karar verdi. Onun bu özelliğinin de Serkan gibi hayatını güce entegre eden bir adam için, oldukça şaşırtıcı olduğunu düşünüyorum.

Eda farkında olmadan Serkan’ı şaşırttıkça onun da Eda’ya diğerlerinden daha farklı davranmasına yol açtı. Bu hafta bu konuyla alakalı dikkatimi çeken iki olay var: Birincisi kaybetmek üzere oldukları işte, Serkan fikri bulan Eda’ya karşı çok doğru bir davranış sergiledi. O buluşun üzerine yatarak kendini ortaya çıkarabilecekken bunu yapmayıp Eda’nın hakkını teslim etti. İkincisi kapalı alanda kalma korkusu olan Eda için şirket düzeninde bir değişime gitme kararı aldı. Bunlar kişiye özel mi yoksa bu adamın göstermediği yanı mı, bilmiyorum. Ancaaak Serkan hâlâ dış dünyaya karşı sert ve egolu tavrını devam ettirse de onun hayatını girdiği andan itibaren karıştırmaya başlayan kadına karşı farklı davranışlar sergilemeye başladı. Bence şimdilik Serkan bunun farkında değil. Zira insanlar planlamadıkları olaylar karşısında düşünerek hareket edemeyebilirler. Daha açık bir deyişle, içtiği suyun bile saati belli olan bir adamın nasıl geldiğini bile anlamadığı bir kadın sayesinde duvarında ilk gediğin açıldığını düşünüyorum. Zira hiç kimse o duvarın ardındaki Serkan’ı tanımıyor. Ancak bu yaşanan küçük olaylar sadece Serkan’ı değil, Eda’yı da etkiliyor. Oda meselesini bilmese de farkında olmadan bulduğu fikre Serkan’ın gösterdiği saygı, Eda’yı etkiledi.

İkisi arasındaki en büyük iki engel: Eda’nın Serkan’a olan önyargısı; Serkan’ın da yüksek duvarlar arkasına sakladığı kimliğini unutacak kadar egolu ve soğuk bir adam olması. Şimdilik bu engeller aşılması çok güç olarak görünse birbirlerinden etkilenmeleri arttıkça çok da uzun sürmeyecek gibi duruyor. Yine de bu yolun çok meşakkatli olacağını şimdiden görebiliyorum. Gurur ve ön yargının hakim olduğu durumda bile bence aşk kazanabilir. Aşk o kadar güçlüdür ki, dünyayı yerinden oynatabilir. O zaman geldiğinde de biz o gururu mehter marşıyla uğurlarız, efendim.

Yazımı bitirmeden önce bahsetmek istediğim son bir şey var: Son yıllarda izlediğim en uyumlu çiftlerden biri oldu Hande Erçel ve Kerem Bursin. Özellikle son sahnedeki ambiyans, sanki başka bir dünyadalarmış gibi hareketleri ve uyumları göz dolduruyordu. İkili bu hafta karşılıklı sahnelerinde de gerginliklerini atmış ve güzel bir ahenk yakalamışlar. Bu masalsı yolculuk ne kadar devam eder bilinmez ama bu uyumlarıyla unutulmayacaklar listesinde kendilerine büyük bir yer açacaklarına ben oldukça eminim. İzlemesi keyifli, aralarındaki çekim ekranın diğer yanından bile hissedilir nitelikteydi.  Özellikle Eda ve Serkan sahnelerini izlemenin keyfi de bambaşka oldu.

Bütün ekibin yüreğine sağlık. Haftaya görüşmek üzere.

Sevgiyle kalın ve mucizelere inanmaktan asla vazgeçmeyin.

Benzer Yazılar

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

2 Comments

  1. Sinan 19/07/2020

    Eda diğer yaz dizileri başrolü gibi saf ve sakar değil.Ayakları üstünde duran çok zeki ve güçlü bir karakter. Ayferin edaya kerem kim bugünki nişanlın mı demesi çok komiğime gitmişti. Ayferin üstşne birşey ekleyemem siz çok iyş anlatmışsınız. Melek çok sevimli ve saf bir kişiliğe sahip.Diziye eğlence katıyor. Diziyi daha bir izlenebilir kılıyor.Kendiyle çok barışık biri. Birgün balıketlilerinde zamanı gelecek demesi balıketli biri olan beni çok mutlu etti mesela. Ama sanki diğer yaz dizilerindeki başrol karakterinin özelliklerine sahip. Figen çok sert ve zeki bir karakter.Çok cingöz. Beni kandıramazsın deyip ayar verdi edaya sürekli. Lakabı gibi resmen.Hiçbirşey umrunda değil. Cerende zeki bir kız ve bayağı zengin. Ama ailesinin izinden gitmek yerine kendi yolunu çizmek istiyor. Bende ne yazık ki ailemin istediğini yaptım ve çok mutsuzum yani onu anlayabiliyorum .Çocukları avukat ,doktor olsun isteyen düşüncesiz ailere cevap gibi bir kız. Yani dizi ve karakterleri çok beğendim