YAZAR: Tuğçe YELİZ

Balzac “Dayanılması en zor acılar, insanın içinde gizlediği acılardır.” der. Hemen her insanın içinde tuttuğu daima kanayan ve kanayacak olan bir yarası vardır. Ali Vefa’nın da kabuk tutmayan en derin yarası, ailesi. O şimdiki Ali Vefa olabilmek için tek başına savaşmış, her zorluğa tek başına göğüs germek zorunda kalmış. Belki de bundandır tanıştığı her hastasına ve acı çekerken gördüğü her insana kendi acılarından örnek vererek destek olmaya, onlara ben yalnızdım ama siz değilsiniz, demeye çabalaması. “Kardeş olmak için aynı anne-babanın çocuğu olmak lazım. Yani aynı acıları çekmek gerek. Benim de annem yok. Bu bizi dolaylı yoldan kardeş yapmaz mı? Acı çeken her insan yalnız değildir keşke insanlar bunu bilebilseler.” Ali Vefa’nın ağzından dökülen bu cümleler de durumu özetler nitelikte değil mi zaten?

O, duygularından kaçmayan aksine üzüntüsünün de sevincinin de üstüne giderek sonuna kadar yaşayan bir adam. Öyle ki her ne kadar âşık olma duygusundan korksa da kendindeki değişimleri fark edince bunu kendi yöntemleriyle ispatlamaktan kaçmadı. Siz birine âşık olduğunuzu nasıl anlarsınız, bilmem ama Ali bunun için tıbben onaylı bir yöntem buldu.

Ali’nin insanlarla temastan uzak durmasına rağmen, birine karşı duyduğu bu hisler bana, hem çok masum hem de çok anlamlı geliyor ancak bu aşk, korkarım, onu bir miktar üzecek. Çünkü Ali, Nazlı’ya; Nazlı, Ferman’a aşık. Bu sevginin sonu nasıl olur, kimi ne kadar yıpratır şimdilik muamma ama Ali’yi bayağı zor duruma sokacağı aşikâr.

Beyin ölümü gerçekleşen bir hastanın sadece Ali tarafından fark edilmesi ve buna rağmen sırf Nazlı üzülecek diye sessiz kalması beni bir miktar endişelendirdi açıkçası. Onu şimdiye kadar lafını esirgemeyen biri olarak görmüştük ancak Ali, ilk kez Nazlı için bildiği bir duruma sessiz kaldı ve bu Nazlı’yı daha da çıkmaza soktu. Hayatta eminim birçoğumuz iyi niyetle de olsa kötü sonuçlar doğuracak olaylara sebep olmuşuzdur. Ali’nin de iyi niyetli ve bu masum yaklaşımı Nazlı’ya ömür boyu unutamayacağı büyük bir vicdan azabı olarak geri dönecek gibi duruyor. Nazlı’nın bunu öğrendiğinde Ali’yi suçlamaması da masumiyetin sevildiğinin ve  iyi niyetin daima affedildiğinin kanıtı çünkü hele de günümüzde sadakat takdir edilir, samimiyet için bir ömür bile verilir.

Ali’nin insanlara ne niyetle yaklaştığı çok net ortada ancak Ferman? O tam bir kapalı kutu ve aslında bu hikâyenin sağlam bir kurucusu. Ali’yle asıl derdini Adil Hoca dahil hiçbirimize açıkça itiraf etmese de onun yaptıklarını, yeteneklerini ve bilgisini sorgulamadan kabul etmesi aslında amacının tamamen Ali’yi korumak olduğunu hissettiriyor. Sadece yaklaşımında biraz sıkıntı var. Bunun sebebinin de ailesinde ya da yakınlarında Ali gibi ya da ona benzer durumda bir yakının olması.  Aslına bakarsanız Ferman’ın Ali’ye bu kadar net ve sert gelmesi onun duvarlarını yıkabileceğini bilmesinden dolayı. Her ne kadar Ferman korkuları olmayan bir adam gibi görünüyor olsa da etrafına karşı takındığı gizem, onun da aslında kendi kabuğunda yaşayan ve etrafına duvarlar örmüş bir adam olduğunu ortaya seriyor. Bana sorarsanız Ferman’ı bu kadar katı ve kapalı bir adam hâline getiren şey: suçluluk duygusu. Geçen bölüm, bir hastaneden çıkarken izlemiştik onu ve göğsündeki tırnak izleri de çekmişti dikkatimi. Bütün bu verileri birleştirdiğimde hastaneye ziyarete geldiği yakınının Ali’den daha ağır bir durumda olduğunu düşünüyorum ve belki de onu hastaneye kendi elleriyle bırakan da Ferman gibi geliyor bana. Şimdi Ali’yi karşısında hayata sımsıkı tutunmuş, ideallerinin peşinden giderken gördükçe yüreğindeki amansız acı tetikleniyor olabilir ama Ali hiçbir şey yapmasa da masumluğu, sevecenliği ve yaklaşımıyla insanları iyileştirme gücüne sahip. Zamanla Ferman’a da bu iyiliği bulaştıracak onu da kendine getirecektir. Hatta daha da ileriyle gidip belki derdine derman bile olabilir. Kim bilir?

Ferman’ın Ali’ye olan tavrı Adil Hoca’nın da dikkatini çekince gizli olan bu durum her neyse, yakın zamanda patlak verecek gibi duruyor. Gizli kutular açılınca ve Nazlı’nın hislerinin olası bir ortaya çıkışıyla Ali, Ferman ve Nazlı arasında yaşanacak tabloyu tahmin edemiyor ve olacakları merakla bekliyorum.


Ferman ve Beliz’in evleneceği haberini Kıvılcım’dan alan Tanju, başhekimlik hayalinin sallantıda olduğunu hissetti. Ancak bana kalırsa Tanju ilginç bir karakter. Başhekim olma hırsı ile Kıvılcım’la ortaklık yapıyor gibi görünse de söz konusu hastane ve hastaların hayatı olduğunda hırsını bir yana bırakmayı biliyor. Geçen bölüm hastasının hayatı için son anda da olsa Ferman’dan yardım almayı kabullenmesi de bu bölümde Demir’in “sentetik deri” planını önce karşı çıkmasına rağmen çözümü mantıklı bulduğu anda uygulaması da bunun kanıtı. Ne var ki Tanju için Adil Hoca’nın koltuğu “büyük balık” ve o büyük balığı yakalama fırsatını da asla kaçırmaz. İşte bu nedenle Nazlı’nın ihmalinin yol açtığı ölümü, kendi lehine kullanmaya çalışacak gibi geliyor bana.  Görünüşe bakılırsa hastanede sular bir süre daha durulmayacak. Bu durumu kullanarak Adil Hoca’ya zarar verebilir mi? Ne kadar zarar verir, bilinmez ama o hastanedeki en güzel bağ belki de Ali ve Adil hoca arasında kurulu olan, bence. Tanju amacına ulaşmak isterken aslında sadece Adil Hoca’ya değil Ali’ye de büyük ölçüde zarar verebilecek gibi duruyor.

Dokunmadan, sarılmadan, dile getirmeden sevmenin, koşulsuz güvenmenin ve her daim yanında birine onun yanında olduğunu hissettirmenin en güzel yöntemini bulan Adil Hoca ve Ali bana göre o hastaneyi kusursuz kılabilen en güzel iki insan. Bencilce çıkarlar uğruna bu ikiliye zarar gelmesi birçok kişi gibi beni de oldukça derinden etkiler. Bakalım Tanju’nun bu hedefi ilerleyen bölümde hastaneye ve özellikle bu ikiliye neler getirecek?

Mucize Doktor‘u bir süredir sevgili Feyza arkadaşımın kaleminden okuyordunuz zaten. Kendisi bu hafta çeşitli sebeplerden dolayı yazmaya bir haftalık ara verdi ve kalemi ben devraldım. Bu sayede buradan da bundan sonraki haftalarda Feyza ile birlikte benim de Mucize Doktor’u yorumlayacağımı belirtmiş olayım.

Yazan, çeken, oynayan, emek veren herkesin emeklerine sağlık. O hâlde haftaya önce ekran karşısında pazar günleri de @dizifilm.biz ‘da buluşmak dileğiyle. Sevgilerimle…

Benzer Yazılar

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.