Yazar: Sinem ÖZCAN

Bir haftalık zorunlu aradan sonra bugün hevesle geçtim ekran karşısına. Sonunda gerçekler ortaya çıktığına göre hareketli bir bölüm olacaktı, tahmin etmiştim ama düşündüğümden de ileri gitti, öykü ve ben bunu çok sevdim.

Öykünün temasını bu bölüm de şarkıya gizlemişler bana kalırsa: Onursuz Olmasın Aşk… O kadar yerinde ve o kadar bölümün seyrine uyan bir şarkıydı ki bayıldım. İlk günden beri söylüyorum: Dolunay’da şarkı seçimleri ve ana temayla bağlantıları çok iyi yapılıyor. Hem Deniz’i hem de Ferit ve Nazlı arasında yaşananları hiçbir şey daha iyi anlatamazdı.

Ferit’e fotoğrafları gönderenin Deniz olduğunu görmek çok da şaşırtmadı beni. Nazlı’nın Ferit’e karşı hislerini öğrendiğinde “Ben çekileyim aradan” tavrı göstermeyeceği belliydi. Arkadaşları onu oyuna almayınca onların topunu patlatarak intikam alan küçük bir çocuktan farkı yok, çünkü. Beni asıl şaşırtan, bu itirafı Ferit’e yaptığı gibi Nazlı ve diğerlerine yapamayışı oldu. Tam da o noktada bence Deniz’in “onursuz aşkı” başladı. Eğer Nazlı’ya da “Ben söyledim” diyebilseydi bütün eksilerine, bütün zırvalıklarına rağmen onun aşkına saygım olabilirdi. Şimdiyse gözümde Demet’in Ferit’e hissettiği “şey”den öte bir değeri yok.

Bölüm finalinde Ferit’e “Çekil aramızdan!” diyecek kadar aklını kaçırdığında bir an içimden “Hasta bu çocuk herhalde, gerçekliği algılayamıyor.” diye düşündüm. Hâlâ da aklımın bir kenarında bu fikir var. “Gitme!” diye yalvardığı kadın, gözünün içine baka baka otobüse binip gidiyor ve o, hâlâ Ferit arada olmasa Nazlı’nın kendisini seveceğine inanıyor. Pes ki ne pes! Bana kalırsa Alya’nın Deniz’e olan tutkusu bile bu kadar gerçeklikten uzak değil. Oysa ben tam da o sahnede “Artık, gerçeği idrak eder.” diye düşünmüştüm çünkü bir kadın, karşısında bu kadar içten “Gitme!” diyen bir adamdan etkilenmiyorsa o, sözün bittiği yerdir ve yapılabilecek hiçbir şey kalmamıştır.

Eğer Deniz gerçekten “hasta” değilse o zaman yaptığının tam karşılığı “onursuzluk”. Hem de öylesine bir onursuzluk ki dostluk, vefa, minnet, sevgi gibi bütün değerleri yok eden ve onun karanlık yüzünü alabildiğine açığa çıkaran bir duygu.

Deniz, çocuksu duygusallığına rağmen doğruyu yanlıştan ayırt edebilen bir sağduyuya sahipti. Ne yazık ki artık bu da yok oldu, onun giderek Demet ve Hakan’la aynı çizgiye geleceğini düşünmüştüm ve bu bölüm itibariyle tam olarak sınırı geçti benim için.

Öte yandan Nazlı ve Ferit arasındaki aşkta da bu hafta hâkim nokta yine “onur”du. Deniz’in onursuzluğuna karşın hem Ferit’in hem Nazlı’nın adımlarını bu kavram yönetti. Nazlı baştan beri gerçeği saklamanın vicdan azabını yaşadı. Bunu Ferit bilmese de biz hep tanık olduk. İlk andan beri söylemek istediğini de biliyoruz. Her ne kadar ben ablası olsam Asuman’a farklı davranırdım desem ve Nazlı’nın ona karşı fazla yumuşak davrandığını düşünsem de Nazlı’yı anlayabiliyorum. Sonuçta öyle ya da böyle bir karar verdi, kararının hatalı olduğunu ilk andan beri biliyordu ama düzeltme fırsatı bulamadı. Gerçekle yüzleştiğinde bundan kaçmadı ve “bedel” ödemekten de kaçınmadı. Bu bedel hak ettiğinden çok daha ağır olduğunda bile sızlanmadı, kendine acımadı. Öfkelendi ama bu öfke Ferit’e değil, ne yapacağını bilemediği için kendineydi. Kimse kusura bakmasın ama daha önce söylediğimi bir kez daha söylüyorum: Nazlı güçlü bir kadın… Hem de çok güçlü… Söyler misiniz bana, kaçımız hatalarımızın bedelini sızlanmadan, suçu başkalarına atmadan ve argo tabiriyle kıvırmadan ödemeyi göze alabiliyoruz? Ben bu akşam Nazlı’ya bütün yüreğimle saygı duydum ve Ferit’in ona niye âşık olduğunu da bir kere daha anladım.

Nazlı’nın özür dilerken bile yalvarmadan dimdik duruşuna, hele hele “Affetmek, en çok affedene iyi gelir.” repliğine bayıldım. Kendini savunmaya kalkmadan hata yaptığını vurgulamasını, duygu sömürüsüne hiç gitmeden kendini doğru dürüst anlatmasını çok onurluca buldum.

Ferit’e gelince… Öfkesinde haksız mı? Sonuna kadar haklı… Yeğenini kaybeden, kandırılan ve bir kez daha kadınlar tarafından güveni yok edilen o. Gel gör ki restoranı kapama kararı bana göre çok şiddetli bir tepki oldu. Nazlı’yı cezalandırmak istemesini sonuna kadar anladım ve hak verdim ama ceza, suça denk olmalı. Nazlı’nın suçu gerçeği öğrendikten sonra saklamak. İyi de o gerçeği öğrendiğinde dava kaybedilmişti zaten, Ferit Beyciğim! Yeğenini zaten kaybetmiştin ve bunun sorumlusu Nazlı değil Asuman. Ferit’in güvenini yok etti Nazlı. Bu konuda da suçluyor onu Ferit. Ona da itirazım var. Güvenini kazanmak için Nazlı çabalamamıştı ki senin tercihindi ona güvenmek… Yanlış tercih yaptın diye niye o suçlu oluyor acaba?

Restoran, Nazlı’nın çocukluk hayali… Onu da geçtim, geçim kapısı… Hadi, onu da geçtim Manami’nin günahı ne? O niye Nazlı’yla birlikte cezalandırılıyor? Ben Ferit’in baştan beri hep adil bir adam olduğunu düşündüm ve bu hamlesi beni o yüzden hem şaşırttı hem hayal kırıklığına uğrattı. Neyse ki yol yakınken sağduyusu galip geldi de yaptığı hatayı düzeltti.

Restoran konusundaki yanlışı dışında söylediği her şeyde ve verdiği her tepkide çok haklı gördüm ben Ferit’i ve inandığı her şeyi çiğneyip sırf “seviyor” diye Nazlı’yı bir anda bağışlayamamasını da anladım. Hele her şeye rağmen duygularını inkâr etmeyişini ayrı sevdim. Özsaygısı yüzünden o duygulara şimdilik kendini bırakmasa da “Seni sevmekle hata yaptım!” çiğliğine de düşmedi. Tam da o yüzden Ferit’in aşkı da benim için “onurlu” bir aşk.

Nazlı – Ferit yüzleşmesi ve devamında yaşananlar, Deniz’in Ferit’e açıkça cephe aldığını belirtmesi düğümlerin büyük bölümünü çözdü. Benim için sürpriz olansa Demir ve Zeynep’in kazasıyla ilgili gelişmenin de bu bölüm yaşanmasıydı. Yüksek bir bölüm finaliyle kapadık bu haftayı ve işin renginin değişeceğinin işaretleri de geldi. Demir’in arabasının kurcalanmış olduğunu Deniz’in ilk ağızdan işitmesi çok doğru bir karar olmuş. Aksi takdirde Ferit’ten duyduğunda ona tepkisi yüzünden inanmayacaktı. Şimdi Deniz’in asıl ikilemi başlıyor bence. Kazanın altından Hakan’ın çıkması Deniz’de ne etki yapar emin değilim ama Ferit’e yeniden “Ferit abi” diyecek noktaya geleceğini de sanmıyorum.

Birkaç bölümdür Hakan’ın karanlık tarafına vurgu yapılıyor.  Benim adıma bu iyi bir gelişme. Çünkü Necip Memili oyunculuğu bana sık sık Hakan’ın bir “katil” olduğunu unutturuyordu. Ancak her ne kadar Hakan rezil bir adam da olsa karşısındaki kadın Demet de olsa ben yine de kadına şiddeti hoş göremiyorum. Toplumun gerçeği, elbette bunun farkındayım ama Necip Memili gibi çok başarılı bir oyuncu, Hakan kadar berbat bir adam için bende bile sempati uyandırmayı başarıyorsa bu kadar hassas bir konuda istemeden de olsa yanlış örnek olmasından korkarım.

Duygusu çok yoğun bir bölüm izledik bu hafta. Gerek bölümün ritmini gerek anlatımını çok iyi buldum. Oyuncu rejilerinin de çok isabetli verildiğini düşünüyorum. Hem baştaki yüzleşme sahnesinde hem de mutfakta Ferit’ten özür dilediği sahnede Özge Gürel’i çok iyi buldum. Nazlı’nın psikolojisini çok iyi yakalamış ve yerli yerinde vurgularla tertemiz verdi.

Deniz’e bu bölüm ne kadar sinir olduysam Hakan Kurtaş’ı da bir o kadar beğendim. Hele finalde Ferit’le sahnesi gerçekten çok iyiydi. Deniz’in adam yerine konmama hırsını, yaşadığı o akıl tutulmasını ve bir anlamda çaresizliğini çok iyi geçirdi ekranın öte yanına.

Ve çok sevgili Can… Hangi birini anlatayım ki? İlk sahneden vurup geçti, bu hafta beni. Deli öfkesini zorlukla kontrol ederek Nazlı’ya hesap sormaya geldiğinde dimdik duruşu, sakin ses tonuna karşın çakmak çakmak yanan gözleri Ferit’in içiyle dışındaki tezadı öyle iyi koydu ki ortaya.

Mutfakta Nazlı’nın onunla konuşmaya çalıştığı sahnede kilitlenip kaldım. Yüzünün her noktası Ferit’in içinde olup biteni alabildiğine yansıtıyordu. Kardeşinin ölümünde bile gözyaşı dökmeyen Ferit Aslan’ın Nazlı’yla konuşurken dolan gözleri beni benden aldı. Ferit’in ağzından ne çıkarsa çıksın, içindeki savaşı gözleri naklen yayınla iletiyordu.

Akvaryumdaki konuşmadaysa ses tonu hâlâ kulağımda “Hep sen vardın. Hep sen varsın…” deyişindeki duyguyu sesiyle öyle güzel verdi ki… O kaya gibi sert adamın içindeki nahiflik daha iyi nasıl çıkarılırdı ortaya bilemiyorum.

Bütün sahnelerini çok sevdim, dedim ama sıralama yapsam benim bir numaram kesinlikle finaldeki Deniz’e bakışı olurdu. Gözleri biraz kısılmış, tek kaşı hafif kalkmış o bakışta “Deniz sen delirdin mi?”, “Ağzından çıkanı kulağın duyuyor mu?”, “Ben senin hakkında bu kadar yanılmış olabilir miyim?”, “Sen ve Nazlı nasıl aynı cümleye girdiniz acaba?” sorularının hepsini okudum. Bir yanı hayal kırıklığı, bir yanı üzüntü, bir yanı şaşkınlık dolu bir bakıştı, o ve ben senin “gözlerinle konuştuğunu” milyon kez gördüm Can ama hiç bu kadar çarpıcısını “işitmemiştim”. Aklına, yüreğine, emeğine sağlık Sevgili Can.

Yine tempolu ve çatışmalarda mesafe alınacağını hissettiğim yeni bir bölüm gelecek diye düşünüyor ve önümüzdeki haftayı merakla bekliyorum.

 

 

Related Article

Bir Yorum Yazarak Siz de Katkı Sağlayın

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.

7 Comments

  1. asli 27 Eylül 2017

    deniz'i yediler albayım... Naif karakterinden çıkarttılar, saplantılı takıntılı aşık haline soktular...

    1. nbsami 27 Eylül 2017

      kesinlikle, simdi ne yapacak bakalim kaza degil de sabotaj oldugunu ogrenince???

    2. Sinem ÖZCAN 27 Eylül 2017

      Valla ilk başlarda o "yüreğinin götürdüğü yere git "havasını seviyordum ama giderek tavrı rahatsız etmeye başladı. Hele bu bölüm şizofren ufuklara yelken açtı ?

  2. nbsami 27 Eylül 2017

    Nazli nin Asuman a yaklasimi cok iyi niyetli... Umarim Asuman bundan ders cikartmis ki oyle gozukuyor. Hakan a evraklari yollayan o mu yoksa ters kose mi olacagiz? tek bilenin Asuman oldugunu dusunursek kafa yapisi hala ayni Demet le... Demet in Ferit e saplantisini surdurmesi Hakan in onu o kadar zorlamasina ragmen... kazanin nedeni nasil Hakana yonlenecek bakalim. Hakan Demet e ne yapacak? cocugu aldirdigini ogrendi. Deniz Demet saplantili olduklarini ispatladilar bize. Deniz hala Nazli dan umutlu onu da saplantisina veriyorum. Ferit in yaklasimi kati Nazli ya olan duygularina ragmen ama hakli da bu konuda. Nazli da hak veriyor zaten. Ferit in Nazli yi kolay affetmeyeceginin herkes farkinda . Artik Deniz e de soylese nazli ya olan duygularini, aslinda restorandaki hisselerini deniz e satmayip faaliyete devam etmesinden deniz anlamasi lazim. Ama Deniz in gozu bayagi kararmis sadece kendi istediklerini goruyor. Ferit ile Nazli disindaki hikayelerde dizinin gidisine heycan katacak gibi gozukuyor. gelecek hafta yayin saatinde seyredemeyecegim ne yazik ki..merak ediyorum gelecek bolumu..

    1. Sinem ÖZCAN 27 Eylül 2017

      Merhaba, Çok kişisel fikrim Asuman gibi tipler ders almaz. Ben ablası olsam ona bu kadar hoşgörülü olmazdım ama Nazlı'nın tavrını da anlayabiliyorum. Benim anladığım Ferit'i biz seyirci olarak anlıyoruz ama Nazlı da dahil kimsenin onu tam çözemediği. Ferit de kendini anlatma çabası göstermiyor onu da kabul etmek lazım. Deniz'e benim tahammülüm kalmadı açıkçası onursuzluğu beni tiksindiriyor. Yorum için çok teşekkürler ?Çok iyi bakın kendinize. Sevgiler

  3. sofi 28 Eylül 2017

    Hello Dear, I am glad you are back with your much awaited commentary and I enjoyed reading it. It was an excellent episode and it seems like the writers are tying their plot together with all the secrets out and the new development about the car accident. I can't wait to see what new plot they will create to keep the story going. -Lots of love!

    1. Sinem ÖZCAN 28 Eylül 2017

      Hello Sofi, I am happy to back too, thanks a lot. This episode is one of the bests of mine. They moved forward in both the accident and the problem between Nazlı and Ferit. I think the plot will go on about accident and Hakan a bit. Actually, as the main issue lealed, Nazlı's secret, Ferit will have a long time to forgive her but there is no big deal that can block their relationship. Let's wait and see the next. Take care, lots of love.