Yazar: Şehriban Simay DEMİR

Güvenmek neden bu kadar önemlidir bilir misiniz ya da neden birine güvenme ihtiyacı hissederiz? Çünkü bu duygu ruhumuzun ve psikolojimizin temel ihtiyaçlarındandır; sevmek, sevilmek, konuşmak, dertleşmek gibi. Hatta bunlardan bile daha fazlası belki. Mehdi ve Zeynep’in aralarındaki güvensizlik ortadan kalkınca temel ihtiyaçlarından birini karşılamış oldular. Biz huzuru, mutluluğu içlerinde hissedip dışarıya da yansıtan Zeynep’le Mehdi’ye şahit olduk, onların bu problemi çözdükten sonraki değişimlerine, birbirlerine yaslanmalarına tanıklık ettik, hep beraber. Evet, ikisi de aynı sebepten ama farklı şekilde gösterdiler bize huzurlu oluşlarını.

Zeynep belki de hayatında ilk kez yaşadığı ortama ait hissetti kendisini. Artık yuvam diyeceği bir ailesi var. Çok sevdiği Kibrit ve tabii ki çok güvendiği, güvenine layık olacağına inandığı Mehdi yanında. Onlar birbirlerine daha yeni inanmışken de aralarında gizli saklı bir şeyler olsun istemedi. Bu yüzden söylediği migren yalanını bile hemen düzelterek Mehdi’ye gerçek durumu anlattı. Zaten anladığımız kadarıyla Zeynep artık kiminle, nasıl bir ilişkisi olursa olsun dürüstlüğü ön planda tutuyor. Bunu Mehdi’ye anne babalarını anlatırken “Mesele iyi olmak değilmiş, doğru olmakmış.” cümlesini kurarken de belirtmişti.Tam da bu yüzdendir ki aralarında gizlilik istemiyor. Sonuçta Mehdi’yle bir yuva kuracak, o ailenin bir ferdi olacak Zeynep ve aile olmak da karşındakine kefil olmaktır. Mehdi’ye tam anlamıyla güvendiğinden onun kendisi için yaptıkları Zeynep’in zoruna gitmemeye, aksine bunlardan hoşlanmaya başladı.

İlk tanıştıklarında Mehdi’nin onunla ilgili attığı her adıma sanki ona müdahale ediyormuşçasına karşı çıkıp “Sen benim hayatıma karışamazsın, ben özgürüm!” diyordu Zeynep. Şimdiyse Mehdi’nin onun hayatına “müdahale” ettiğini düşünmek bir yana, onun için yaptıklarına teşekkür etmeye başladı. Mesela hocasıyla onun adına konuşmasına kızmadı, alınmadı; bir de üstüne minnettar kaldı çünkü artık o da biliyor, Mehdi onun ayakları üzerinde durmasını istiyor. Zeynep, onun sayesinde değişiyor. Mehdi’nin onun hayatına girmesiyle yaşamı düzene girmeye, içinde bulunduğu araftan çıkmaya başladı bana göre. Nermin annesinin kalbini tekrar kazanması onu ne kadar rahatlattıysa Sakine annesinin duygu sömürülerinin altındaki bencilliği görerek artık aldanmaması da onu psikolojik baskıdan kurtararak bir o kadar rahatlattı diyebiliriz. Tüm bunlarla birlikte Kibrit’in bundan böyle yanlarında yaşayacak olması Zeynep’in görünürde tüm yüklerinden kurtulması anlamına geliyor bence onun için. Şimdi diyeceksiniz ki peki, ya babası? Evet, o kayıp ama Mehdi’nin “Onu bulacağım.” sözü onun rahat olmasını sağlıyor. Bütün bunlar düşünüldüğünde Zeynep’in huzur ve mutluluğunun kaynağını da görebiliyoruz: Mehdi ve almış olduğu karar. Yalnız şunu da eklemeden geçemeyeceğim.Zeynep’in her konuda onu ilgilendirsin yahut ilgilendirmesin sorumluluk almaya, başkalarını sürekli mutlu etmeye çabalaması farkında olmadan onu “dişi Mehdi” olmaya itiyor, bu da gözümüzden kaçmıyor. Kendi hayatının iplerini hâlâ tam olarak ele alamamış bir kadının, başkalarının hayatına bu kadar dâhil olması da niyeti ne kadar iyi olursa olsun sıkıntı yaratacaktır. En çok da kendisi için elbette.

Evet, bu hafta Zeynep huzurluydu, mutluydu ama bu sadece Zeynep’te gördüğümüz bir durum değildi. Duygularını kendince netleştiren Mehdi de bu duygudan nasibini almıştı gördüğümüz kadarıyla. Ama tüm bu mutlu olma hâllerinin dışında Mehdi cephesinde beni çok şaşırtan iki olay yaşandı. Eskiden olsa iki durum da aynı sonla bitmişti ama bu sefer çok farklı bir tavırla  karşımızdaydı, Mehdi. İlki elbette ki Celal: mahalledeki baş düşmanı, babasının katilinin oğlu. Normalde onunla ne zaman yan yana gelse mesele Celal’in darp edilmesi ve Mehdi’nin öfkeden deliye dönmesi ile biterdi. Tıpkı tamirhanede olduğu gibi, düğün gecesi yaşananlar gibi. Ama bu defa tam tersi bir durum yaşandı. Mehdi Celal’in ayağına kadar gidip Bayram için yardım istedi ve aynı sakinlikle ayrıldı mekândan. İkincisi de Faruk’la karşı karşıya kalma durumuydu. Fakültede Faruk’un kışkırtmalarına rağmen sükûnetini bozmadı, Zeynep’i alıp gitti. Başta Zeynep’in varlığı onu baskıladı o yüzden bir şey yapmadı, diye düşündüm. Sonuçta işin ucunda Zeynep’i üzmek vardı. Ama bu iki olayı birleştirince ortaya tek bir sonuç çıkıyor: Mehdi de Zeynep sayesinde değişiyor. Zeynep’e güvenmesi beraberinde kendine  güven hissini de getirdi, bu da onu sakinleştirdi, içindeki o uysal, nahif adamı yavaş yavaş ortaya çıkararak onun hem mutlu hem de huzurlu olmasına vesile oldu. Ama şu da su götürmez bir gerçek ki Mehdi nasıl Zeynep’e tutunacak bir dal olduysa Zeynep de  Mehdi için sakinleşecek bir liman oldu. Çünkü ona güvenmenin huzurunu, rahatlığını yaşamaya başladı. Ruhundaki kara bulutları dağıttı, hayatında güneşin parlamasına izin verdi. Bu yaşananlar bize Mehdi’nin sadece kendini güvende hissetmediği, yanlış anlaşıldığı zaman kaba kuvvete başvurduğunu da gösteriyor aslında. Zeynep’in tepkileri, söylediği sözler, Mehdi’ye olan davranışları, farkında olmasa da Mehdi’yi çok etkiliyor. Mehdi onu olduğu gibi gören, onu önemseyen biri ile karşılaştığı için bu etkileniş. Düşünsenize karşınızda sizi dinleyen, size siz olduğunuz için değer veren, içtiğiniz çayın şekerine kadar dikkat eden biri var. Bu sizi ne kadar önemsediğinin, size nasıl değer verdiğinin bir göstergesi; siz olsanız mutlu olmaz mısınız?

Bu hafta Zeynep ve Mehdi için huzur rüzgârları eserken onların dışında kalan neredeyse herkes huzursuzluktan rahatsızdı. Geçen hafta ortaya bir “hamilelik bombası” bırakan Benal, hem bundan en çok etkileneni hem de haftanın huzur kaçıranı olarak karşımızdaydı. Benal’i her izleyişimde aklıma hep Beş Sevgi Dili kitabındaki “hizmet davranışları” geliyor. Bu kitapta evlilik terapisti Gery Chapman: Hizmet davranışlarını “Kişi karşısındakinin yapılmasından hoşlandığı eylemleri gerçekleştirir, ona hizmet ederek onu memnun eder, fedakârlıklar yaparak ona sevgisini göstermeye çalışır” şeklinde tanımlar, tıpkı Benal’in yaptığı gibi. O Mehdi’ye masalar hazırlıyor, romantik ortamlar oluşturuyor, onun istediği koşullarda onunla bir birliktelik yürütüyor, yani Mehdi’yi memnun etmek için elinden geleni yapıyor. Üstelik tüm kalbiyle Mehdi’ye âşık. O zaman aklımıza tek bir soru geliyor. Eee peki, bütün bunlara rağmen Mehdi neden evlenmek için Benal’i tercih etmedi? Neden Benal değil de Zeynep? Çünkü Benal, Mehdi için yaptığı her şeyin karşılığını “sevgi” olarak istiyor, her şeyi Mehdi onu sevsin diye karşılık bekleyerek yapıyor tıpkı Mehdi’nin etrafındaki diğer kadınlar yani annesi, ablaları gibi. Evet, bunu düşünerek ve planlayarak yapmıyor ama onun sevme şekli bu. “Ben onu çok seversem ben onun istediği kadın olursam o da beni sever!” acizliği içinde. Bütün bunların aksine Zeynep, Mehdi için ne yapıyorsa karşılık beklemeden kendi istediği için yapıyor. Mehdi’den herhangi bir şey beklemiyor, talep etmiyor. İşte Mehdi’nin Benal yerine Zeynep’i seçme sebebi tam olarak bu. Aslında Benal, yaptığının rahatsız ediciliğinin farkında bile olmadığından bunu “çok sevmek” olarak algılıyor ve yine bilinçsizce aynı hataya düşüyor: Mehdi’ye bir evlat, gerçek bir aile verip karşılığında onun sevgisini satın almayı umut ediyor. Mehdi’nin Kibrit için yaptıklarını görünce kendi çocuğuna kayıtsız kalmayacağını da biliyor ve onu da çocuğu yüzünden kabulleneceğini, seveceğini ve Mehdi’yle hep hayal ettiği gibi bir yuva kuracağını düşlüyor. 

Benal’in Mehdi’den çocuk sahibi olmak istemesini anlıyorum, üstelik Mehdi’nin o çocuğa sahip çıkması gerektiğini de düşünüyorum ama bir kadının, bir çocuğu kullanıp karşısındaki adamın sevgisini satın almaya çalışması bana zavallıca geliyor. Hele hele bunu da direkt Mehdi’nin yüzüne söylemeye kalkışmadan evin en yumuşak huylu ve merhametlisi olan Cemile’yi kullanmaya kalkışması beni çok rahatsız etti. Onun aşkına baştan beri inanmıştım, o aşkın karşılıksız oluşunu Benal’in talihsizliği diye düşünmüş ve her şeye rağmen Zeynep’e gerçekleri açıklamadığı için onu takdir etmiştim. Zeynep, Mehdi’yle evliliklerinin gerçek yüzünü Benal’e söylediği andan itibaren Benal, ne olursa olsun Mehdi’yi elde etme hırsıyla bence çok çirkinleşti. Mehdi’yi bir ödül gibi görmesi ve karnındaki çocukla o ödüle sahip olmaya çalışması ve bunun için de son derece bencil bir yol izlemeye başlaması bana doğru gelmiyor. Açıkçası baştan beri yaşananların “mağdur”u olarak gördüğüm Benal, bende hızla “zalim”liğe doğru yol alıyor.

Zeynep ile Mehdi işleri biraz dahi olsa yoluna koyabildikleri, aralarında bir güven bağı oluşturabildikleri için huzurlu ve mutlular ama maalesef anladığımız o ki bu, sadece buz dağının görünen yüzü. Henüz ortaya çıkmayan ve önlerinde duran bunca sorun varken huzur ve mutluluk ne kadar sürecek bilemiyoruz  yepyeni sorunlar gün yüzüne çıktığında nasıl bir tavır takınacaklar hep beraber izleyip göreceğiz.

Haftaya görüşmek üzere…

 

Benzer Yazılar

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.