Yazar: Tuğçe YELİZ

Vücudumuzdaki en cesaretli uzvumuz hangisidir diye sorsam bana ne cevap verirdiniz? Kuşkusuz türlü seçenekler akla gelecektir ancak benim için bu soruya verilebilecek yanıt tektir: ellerimiz. İnsan bir şeyden korkunca dahi savunma amaçlı da olsa hiç tereddüt etmeden elleriyle korunma hâline  geçer, çünkü içgüdüsel olarak işleyen nadir organlarımızın başını eller çeker. Hâl böyle olunca her zaman onların kontrolünü sağlamak biraz güç olabiliyor tabii. Hatta öyle ki bazen biz fark etmesek bile ellerimiz bizi çoğu durumda afişe edebiliyor. Kerem her ne kadar Ayşe’yi önemsemediğini vurgulamaya çalışsa da onun başı her sıkıştığında ya da yardıma ve desteğe ihtiyacı olduğunu hissettiği zamanlar eline koluna hâkim olamıyor ve o kol bir şekilde Ayşe’nin omzuna atılıveriyor. Yani Kerem’in elleri Ayşe’ye kendisinden bağımsız olarak koşuyor. Demem o ki bazen insan kendinde kabullenmeye cesaret edemediği şeyleri içgüdüsel olarak sergilemekten kaçınamaz. Dil ne kadar cesaretsiz olsa da kalpten gelen sesin davranışlar üzerindeki etkisi yok sayılamaz.


Ayşe’yi herkese karşı koruma altına alan Kerem’e ve ona başkalarına kendisini ezdirmemesi, onlara boyun eğmemesi gerektiğini öğütleyen Ayşe’ye bakınca aslında birbirlerine ne kadar kıymet verdiklerini, birbirlerini önemsediklerini net bir şekilde görebiliriz ama benim bu hafta şaşırdığım tek nokta Ceyda’nın bu gerçeği bu kadar kolay kabullenmesiydi. Haftalardır ilmek ilmek plan kurup onları ayırmak için çabalayan kadın gitmiş, yerine bambaşka birisi gelmişti sanki. Bu konunun bu kadar uzun uzadıya işlenmesinin aksine bir çırpıda kapatılmasını sevmedim ama Ceyda’ya hak verdiğim bir nokta vardı. Kerem’e “İnsan bir noktada aydınlanma yaşıyor”diyen Ceyda’nın geç de olsa fark ettiği gerçek, sergilediği tutumun Kerem’i yakınlaştırmaktan ziyade onu ittiğini anlamasıydı ki haklıydı da. Hırs ve bencillikle attığı her adım, kendi ayaklarına bağ olmaktan öteye gidemiyordu. Hâl böyle olunca da hem kendini küçük düşürüyor hem de amacından biraz daha uzaklaşıyordu. Ceyda’nın samimiyetine inanmak istesem de beni tereddütte bırakan bir hissim var onda. Bu zamana kadar Kerem’e duyduğu saplantılı sevgiden öyle kolay sıyrılabileceğini, yeni bir oyun kurmadan hareket edebileceğini düşünmüyorum açıkçası. Hiç beklenmedik bir anda Ceyda yine yapacağını yapacaktır. Ne demiş atalarımız? “Huylu, huyundan vazgeçmez!”

Peki Keremcim senin aydınlanma işi ne olacak? Keşke Ayşe’ye liste yapmak yerine oturup yazdıklarınla kendini karşılaştırsaydın önce bir. Acaba ben bunların ne kadarını yapıyorum, diye kendine bir sorsaydın.Kıskançlık sende, şikayet ettiğin yüzüğün peşine düşme sende, sürekli bir temas hâli sende, inkâr kısmından hiç bahsetmiyorum bile. Ee ne listesiydi bu? Aşk…Vallahi hiç kusura bakma canım ama ben bu konuda kız tarafıyım. Bir şeyleri Ayşe’ye kabullendirmeye çabalamak yerine bir kendin kabullen önce içine düştüğün şu durumu. Aksi takdirde eski Kerem’le yenisi arasında sıkışıp kalıyor sonra da sarpa sarıyorsun.

Kerem’de sanırım tahammül edemediğim tek davranış ‘tutarsızlık’. Oldum olası dediğiyle yaptığı birbirini tutmayan insanlardan pek hazzetmemişimdir zaten ama onun bu davranışlarını acemiliğine veriyorum. Acemilik diyorum çünkü Kerem her fırsatta daha önce hiç âşık olmadığını vurgulayan bir adam. Bu duyguyu hiç tatmamış bir insandan ne kadar sadakat beklenebilir ki zaten? Aslına bakarsanız onu bu tutarsız davranışları sergilemeye iten biraz da Volkan. O da tıpkı Kerem gibi daha önce hiç âşık olmamış ve bu tarz durumlarda nasıl davranılır, karşı taraf nasıl yönlendirilir bilmiyor.Buna en kuvvetli örnek olarak ikisinin de Samet’e verdiği öğütleri gösterebiliriz. Volkancım, hem senin hem de  Kerem’in iyiliği için kısa zamanda sana da bir aşk bulmak lazım sanki ne dersin?

Neyse ki Gonca sonunda bir işe yaradı da en azından Ayşe’nin bir şeylerin farkına varmasını dolaylı yollardan da olsa sağladı. Gonca bana çok tekinsiz geliyor ama gidişata bakılırsa eski dostların arasının onun da düzelmesi de yakındır. Bu barışma Ayşe’ye ne kazandırır bilemiyorum ama arkadaşını affetse bile onun bir daha gözü kapalı Gonca’ya güvenebileceğine ihtimal vermiyorum.


Ayşe, başta fala ne kadar inanmasa da Kerem aracılığıyla gelen ikinci yüzük, duyduklarında doğruluk payı olabileceğini düşündürttü ona. Falda çıkan “Takacağın ikinci yüzük bir daha ömrün boyunca parmağından çıkmayacak, senin kalbinin asıl sahibi o yüzüğü veren kişi…” sözlerinden yola çıkarak söyleyebilirim ki evliliğin ‘formalite’ kısmı çok yakında bitecek gibi görünüyor. Peki, neden ikinci yüzük esas kabul ediliyor? Cevap çok basit. Çünkü ilk taktıkları tamamen bir oyun içindi ve bir şekilde ondan kurtuldular. Ama bu kez işin içine duygular karıştı.

Kerem, kendi çıkarları için taktığı o yüzüğü, bu kez kıskançlığı yüzünden Ayşe’ye uzattı. Anlaşma bitti, duygular oyuna somut bir şekilde dahil oldu. Hatta öyle ki Kerem’in kendisiyle çatışarak gittiği son çapkınlık avında bile “Ben sadece babamın yanında takıyorum, çok da önemli bir şey değil!” dediği yüzüğü parmağındaydı. Kuşkusuz bölümde en sevdiğim kısım son yarım saatti ama ne olurdu sahnenin büyüsü bozulmasaydı? Tamam Kerem’in kendisiyle çelişmesini göstermek amaç ama Ayşe’nin haberi olmadan yüzüğü alıp gelen Kerem’le son sahnede bıraktığımız adam aynı kişi mi? Ben onun Volkan’ın evinden kendi rızasıyla ayrılacağına eminim ancak öyle güzel anların ardından bu sahneyi izlemeyi pek sevmedim doğrusu. Yeni bölümde bakalım Kerem geçmişine saplanmayı mı seçecek yoksa adını koyamadığı bu duygunun peşinden gitmeyi mi?Merakla bekliyorum.

Son olarak Rıza’ya ufak bir parantez açmak istiyorum. Onun sergilediği tutumdan rahatsız olduğumu daha önce belirmiştim. Öfke kontrolü sağlamak amacıyla gittiği psikolog aracılığıyla kısa sürede gayet başarılı yol aldı ve kızı için istikrarını sürdürdü. Sessiz, sakin, kendine hâkim olmayı bilen bir Rıza izlemek hem daha çok keyif veriyor hem de bir izleyen olarak beni yormuyor. Bu yolda tam gaz devam Rıza.

Yazıma burada son verirken ufak bir duyuru eklemek istiyorum. Benim yazılarım bundan sonra perşembe günleri yerine çeşitli sebeplerden dolayı cuma günleri yayımlanacak arkadaşlar. O halde haftaya önce ekran karşısında sonra cuma günü dizifilm.biz‘da görüşmek dileğiyle…

Yazan, çeken, oynayan herkesin emeklerine sağlık. Sevgilerimle…

Benzer Yazılar

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.