YAZAR: Tuğçe YELİZ

Hemen hemen herkes kuğuların hayranıdır, eminim. Asaletiyle, görüntüsüyle ve zarifliğiyle her canlıyı kolayca etkileyebilir, kuğular. Peki onları asıl özel kılan nedir bunu biliyor musunuz?

Kuğular, ömürleri boyunca bir defa âşık olurlarmış ve bu aşkı bulana kadar aranır dururlarmış. Şanslı olanlar belirli bir süre zarfında tesadüfi bir şekilde ya sevdiğiyle karşılaşıp onunla kavuşup çok mutlu bir hayat yaşarmış  ya da kavuşamayıp ömrü boyunca yapayalnız kalır ve boynu bükük yaşarmış. Yani demem o ki kuğular hayatları boyunca yalnızca bir kez sever, tek bir eşle birlikte olurmuş. Şimdi bana diyeceksiniz ki bu bilginin Afili Aşk‘la ilgisi ne? Aslına bakarsanız ben haftalardır Kerem ve Ayşe arasında vurgulanan kâğıttan kuğuları bir yere bağlamaya çalışıyordum. Bu haftaki bölümü izledikten sonra daha da emin oldum ki bu hikâyenin kuğuları da Kerem ve Ayşe.


Ayşe de Kerem de yıllarca aşkı arayan, ararken yanlış insanlara rastlayan ama asla pes etmeyen iki insan. Aslına bakarsanız onlar birbirlerini yıllar önce bulmuş Volkan’ın da dediği gibi “birbirleri için yaratılmış” ama bunun farkına varmaları uzun yıllar almış. Ben, bu hikâyede özellikle Kerem’in tutumunu çok seviyorum. Bilinen Kerem Yiğiter’in aksine sahte bir evlilikte bile eşine ihanet etmeyişi, Ayşe’yi üzmekten korkmasıyla tam olarak kuğuların aşk tanımına uyuyor, Kerem. Bu da onun kadınlardan ziyade bunca zaman aşkın peşinde olduğunun en büyük kanıtı değil mi? Taa küçükken belliymiş onun nasıl bir aşk adamı olacağı. Hatta ondandır şimdi bu ele avuca sığmaz haylazlığı, duygularına bir türlü engel olamayışı.

Bu hikâyenin en çok kaçan ve duygularını inkâr edeni hiç şüphesiz Kerem’di. Şimdilerde onu bu kadar hevesli, duygularından kaçmak yerine onları kabullenmiş ve ne istediğini bilen bir adam olarak görmek aslında aradığını çoktan bulduğunu gözler önüne seriyor. Kerem, akıllı ve kendi kapasitesinin çok farkında olan bir adam. Eminim ki hislerinin bu kadar bilincine vardıktan sonra harekete geçmeden duramayacak ve hiç beklemediği anda hiç beklemediği bir şekilde Ayşe’ye haykıracak hislerini. Hatta Ayşe, bu itirafa bir hayli yaklaşmıştı bile, bu bölüm.


Kerem, Ayşe’nin ona kâğıttan bir kuğu verip onu öpen çocuğun  ilk aşkı olduğunu öğrendiğinden beri, istemsiz bir şekilde Ayşe’yi düşünüyor ya da onun yanındayken kuğu yapıyor. Bu da aslında onun bu aşkı çoktan kabullendiğini en iyi şekilde gözler önüne seriyor. Her ne kadar Ayşe’nin o çocuğun aslında kim olduğunu bilmediğini sanıyor ve bunun rahatlığıyla hareket ediyor olsa da sözüm ona bahsedilen “o çocuk” olmak Kerem’i bir hayli mutlu ediyor. Buna hiç şüphe yok.

Ayşe, Kerem’e göre daha ürkek yaklaşıyor hislerine. Belki tam olarak Kerem’den emin olamadığından belki de ona güvenemediğinden hep bir adım geriden geliyor. Bir ışık görse dünden hazır ama bir şekilde o ışığı görmesi hep engelleniyor. Yine de buna rağmen sözleriyle Kerem’i cesaretlendirmekten geri kalmayacak kadar da aşkının peşinde. “Bu evlilikte her şey sahte olabilir belki ama yaşadıklarım, sevinçlerim, üzüntülerim, duygularım gerçekti.” sözleri eminim Kerem’in duyup duyabileceği en güzel itirafların arasında olmaya adaydı.

Tam 18 haftadır bu ikilinin arasında en ufak bir yakınlaşma, biraz olsun aşk izlemek için ben dahil bu dizinin tüm sevenleri bekliyor, eminim. Tam yemekte bu iş sonunda olacak dediğimiz an hooop yine başa döndük, ne yazık ki. Evet, ince ince işlenen bir hikâyeyi izlemek güzel tamam ama fazla nazın âşık usandırdığı gerçeğini de bir hatırlasak mı artık? Kurulan dünya iyi, oyunculuklar iyi, hikâye iyi ama neden hep tekrara düşülüyor, anlayamıyorum artık. Evet, hikâye devamlılığı için ağırdan almak önemli belki ama 18 haftadır yerinde sayan bir Ayşe-Kerem seyretmek bir izleyen olarak yormaya başladı artık, beni. Umarım buna bir an önce bir çare bulunur yoksa dayanamayıp ben ekrandan içeri girmenin ve onları kavuşturmanın bir yolunu bulacağım sanırım.


Öyle ki neredeyse Ceyda’ya teşekkür edecek duruma geldim. En azından onun kötü niyetle yaptığı planlar iyi şeylere yol açıyor da biraz olsun, yan yana duran Kerem ve Ayşe görebiliyoruz. Sahiden Ceyda sendeki bu şans ne olacak? Sen, Kerem ve Ayşe’yi ayırmak için ne kadar plan yaparsan yap, yaptıkların hep kendi ayağına dolanıyor. Bak, son olarak Hülya’ya sahte evcilik oyununu anlattın sonucunda zararlı çıkan yine sen oldun. Ne desek bu duruma ilahi adalet mi?

Ceyda’nın bu saplantılı hâlleri daha ne kadar ileri gidecek bilemiyorum ama artık bu boyut beni fazlasıyla korkutuyor doğrusu. Yahu bir insanın yapacaklarının hiç mi sınırı olmaz? Ya da bir insan bu kadar mı kör olur etrafında olup bitene? Ceyda’nın hem bu kadar kötülüğü yapabilecek kadar zeki hem de Kerem’in Ayşe’ye ne kadar âşık olduğunu göremeyecek kadar kör olması, bana bir yerden sonra karakteri sorgulatmaya başladı, artık. Daha önce yaptıkları neredeyse Muhsin’i hayatından ediyordu ve bunun akabinde oldukça pişman olmuştu ancak bunun üzerine hâlâ bu kadar diretmesi bana biraz aşırıya kaçılıyormuş izlenimi veriyor artık. Ben Ceyda’dan aynı yolda devam etmesini değil, Kerem’i bu şekilde elde edemeyeceğinin farkında olup taktik değiştirmesini beklerdim, doğrusu. Hoş kuğuların hikâyesine ve Kerem’in bu aşka kendini kaptırışına bakarsak ağzıyla kuş tutsa bile başaramayacağı ortada ama…


Kerem ve Ayşe’yi bir sürü kuğunun ortasında hikâyelerinin başlangıç noktasında bıraktık bu bölüm. Her ne kadar bu sürprizi hazırlayan isim, Kerem olmasa da bu durumun yine onlara yarayacağı ortada. Küçükken diğer yarısını, önce bulup sonra da kaybeden boynu bükük kuğuların tam olma zamanı geldi de geçiyor bile. Dilerim önümüzdeki bölüm dillere destan bir kavuşma bizi bekliyordur. Merakla bekliyorum.

Yazan, çeken, oynayan, emek veren herkesin ellerine sağlık, Haftaya önce ekran karşısında Cuma günleri de @dizifilm.biz ‘da görüşmek dileğiyle. Sevgilerime….

Benzer Yazılar

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.